Bayburt Haber ve Bilgi Portalı
  Önemli Telefonlar
Vakıf ve Dernekler
Siyasi Yapı
Tarihçe
Coğrafi Yapı
  Ekonomi
Eğitim - Sağlık
İlçeler
Köyler
Harita
  Fotoğraflar
Yerel basın
Spor
Tarihi yerler
Dede Korkut
  Şairler
Kitaplar ve Yazarlar
Sanatçılar
Türküler
Barlar
  Oyunlar
Yemekler
Yerel Kıyafetler
Masallar
Bayburt Taşı
 
 
 
 
İlhan YARDIMCI     

“Haber 69” Dergisinde Fahiş Bir Hata


TARİHTE “İKİNCİ MEDENİYET MERKEZİ” BAYBURT isimli kitabımızda yer alan İŞTE BAYBURT bölümünden alınan bazı satırbaşları şöyledir:

BAYBURT; Anadolu Kültür Ağacının ilk çekirdeği, ilk beşik, ilk temeline dayalı, Ulu  Çınarın, ulu dallarından biridir Zihni’nin dilinde:

“Âşina-yı hakayık u mecaz, Ahd-i Gülşende Şehr-i Şiraz,  İlm ü tefsirle hilkat-tırâz ve Belde-i saire de azdan az olan acılara set çekmiş; zillet yerine, ölümü tercih etmiş, kör talihe bile gülümsemiş kâmil insan pazarıdır.

BAYBURT; Cennet Vatanımızda, Şüheda topraklarımız üzerinde, Türkiye’nin en küçük vilayetidir. Çoruh Vadisinde, 3 652 km. kare yüzölçümlü olup, 2582 km. karesi merkez ilçe topraklarıdır. 80 vilayetimiz içinde 101.489 nüfusla, en az nüfuslu illerden biridir, 73. sırada yer alır. 1997 Genel Nüfus sayımına göre; şehir nüfusu 46 500, kır nüfusu ise 54989’dur. Başka yerlere göç akımı  durmuş, geri dönüşler başlamıştır.”Doğu Karadeniz Bölgesinde, bir Anadolu şehridir” ifadesi, Bayburt’u özetleyen en güzel ifadedir.

BAYBURT; Anadolu’da ikinci  derecede “KÜLTÜR MERKEZİ” olarak tarihi kaynaklarda yer alır. Yakutiye, Ulucami, Mahmudiye, Musaviye, Hayrani, kale içinde bulunan Burcusarı, İkbaliye isimli yedi medreseden ünlü ilim adamları, şairler, gönül erleri yetişmiştir.

“Kuvvetli ve galip durumda iken affetmek, hiddetliyken yumuşak davranmak, düşmana iyilik etmek, kendisi muhtaç iken bile başkasına vermek” ahlaki temellere dayanan, 940 kuralı bulunan, “Kula kul olmadan çalışmayı, helâl rızk kazanmayı, kimsenin hakkına tecacvüz etmemeyi ölçü kabul eden, rekabeti sabır ve şükürle birleştiren” Ahilik, Osmanlının bize bıraktığı miraslar arasında yer alır. Hükümdar olmayan yerlerde ve devirlerde, Ahi Şeyhleri onların vazifelerini icra ederlerdi.

Ahiliğin Anadolu’daki ilk temsilcilerinden birisi olan Ahi Emir Muhammed, Bayburt’a yerleşmiş, büyük hizmetler yapmıştır. Serben Üniversitesinin İslam Tarihi Profesörü Claude Cahen şöyle der: “Tarihte adı geçen üçüncü ahi Emir Muhammed’dir. Bu şahsın ismine, Eflâki’de rastlanır. Eflaki’ye göre o, zengin ve iyiliksever bir emirdir. Gençliğinde Mevlana Celâleddin Rumi’yi tanımış, yaşlanınca 1315 veya daha sonraki yıllarda Bayburt’a yerleşmiştir. Nasıri’nin 1289 yılında Farsça Fütüvvet namesini ithaf ettiği Ahi Emir Muhammed, Celaleddin Rumi’nin “Mektubat”ın daki büyük Ahi Emir Muhammed’dir.”Bu olay, Bayburt için önemli bir olaydır. Ahmed zencani ve diğerleri Ahi Emir Muhammed’in yolundan gitmiş, sayısız müridan yetiştirmişlerdir.

Medreselerle birlikte;  Sultan Mescid Zaviyesi, Şeyh Hayran, Şeyh Haydar, Seydi Yakub, Hüseyniye ve Abdulvehab Zaviyelerinin taşları bile bugün meydanda yoktur.

BAYBURT;  Âşıklar ve sevdâlılar diyarıdır. “Ben sehen gurban olam gardaş!..” ifadesini gönülden söyleyen insanları, bu sevda memleketinde görmek mümkündür.

BAYBURT; Bağ-ı Gülşeninde bülbüller öter / Vasfı mümkün değil gel âşık yeter.”

Diyen âşıkların,

Yüz yetmiş dört köyün Türk ve imanlı

      Daima cesurdur, her zaman şanlı 

     Yıkılsa kalsa da tek delikanlı

     Düşmana yetersin şanlı Bayburt’um.”

Diyen şairlerin gönül bahçesidir.

BAYBURT; Sinesinde Şadr-ü Şeriâ, Ahmed-i Zencani, Şeyh Vesi, Ali Çelebi,  Ekmelüddin, Şeyh Necmeddin, Emin Mahmud, Hüseyin Danişmendi, Seydi Yakub, Şeyh Heyran, Yakub Abdal, Uzun Gazi, Şehit Osman, Dedem Korkud, Gençosman, Alğobaba, şair ve hattat Ahmet Revâyi, İrşadi gibi kutup yıldızlarının,  Zihni,  Celâli, Hicrani, Hilmibaba,  Âşık Esnani, Süleyman Ruhi, Burhani, Cihani, Zarifi, Coşkuni, Amâni, Maksud Efendi, Zelîlî, Şaşkuni gibi nice gönül erlerinin harman olduğu tarih ve folklor merkezidir.Mısır’da allâme olarak tanınan Şeyh Ekmeleddin Muhammed Bin Mahmud El-Bâbirti (Bayburt’lu) İHAYE isimli bir ders kitabı yazmış, 73 yaşında iken 1384 tarihinde öldüğü zaman, bütün Kahire halkı cenazesi arkasında yürümüştür. Bayburt ecdadına, kültür değerlerine bağlı, inandığı  davada gözünü budaktan sakınmayan bir “Karakter  Çınarı”dır.

BAYBURT;  DARÜL CELÂL (Yüceler Diyarı)  ismi ile tarihteki yerini alırken, medreselerinde  büyük âlimler  yetişmiş, Osmanlı Devletinin ilk Şeyhülislamı olan Molla Fenari, Bayburt’lu Ekmelüddin’in rahlesinde yetişerek, icâzet almıştır.

BAYBURT; Bağdat fethinde kelle koltuğunda savaşan Gençosman, Rus Ordusunu Hart (Aydıntepe) Ovasına sokmayan Osman Efendi’lerin İKİNCİ PLEVNE DESTANI’nı yazan Kop Şehitlerinin, Ermeni ve Rus Çetelerine karşı iman ve âzim mücadelesi veren mert yiğitlerin Tarih olduğu Yüksek Yaylanın delikanlı bir ilidir.

BAYBURT; Kendine has darğun, kokoç, kelem, pürçüklü, karapancar, çiriş, kitre, kopuk, maduk, aşoti, dadırak, gavut, gıncorof, goşgoz, kuşburnu, fig, kekik gibi bitki ve ürünlerini Avrupa ülkelerine ve Japonya’ya kadar pazarlayan, “Ayıptır söylemesi Bayburtluyam.”, “Madem biz Bayburtluyuğ, hepimiz birük” Darb-ı Mesellerini cihana yayan bir ilimizdir. Sözü ile özü bir, içi ile dışı aynı, gönlü ile beyni ayni anda çalışan bir aynadır.

BAYBURT; Avrupa topraklarında on iki bin çeşit bitki türü bulunurken, sadece Bayburt yöresinde on bin çeşit bitki türü bulunan, doğal flora zenginliği ile yaylalarında binlerce çiçek yetişen  bir Bağ-ı Meramdır.

BAYBURT; Yılda iki mahsul veren maduk ve kopuk bitkisinin, çayırları süslediği, kenger, kavluğan, gıncorof, yemlik, kazayağı bitkilerinin Avrupa marketlerinde yer aldığı bir tabiat eczanesidir.

BAYBURT; Aydıntepe ilçesinden Bayburt kalesine kadar gittiği söylenen Yeraltı Şehri, Çımağıl Mağarası, Helva Köyü Buz Mağarası, Yılanlı Köy, Suluklar gibi tarih mucizelerinin var olduğu bir ecdat yadigârıdır.

BAYBURT; Çoruh Nehrinin ikiye ayırdığı vadide, mümbit toprakları, mert ve çalışkan insanları, zengin tarihi ile geleceğe emin adımlarla yürüyen İPEKYOLU güzergâhıdır.

BAYBURT; Kadı Mahmud Çelebi Vakfı olan Çarşı Hamamında, Yavuz Sultan Selim ile IV. Muradın yıkandıkları, tas ve takunyalarının uzun yıllar saklandığı, bu kurnaların özel bir koruma altına alındığı halkımız arasında söylenir. Bayburt ecdadına hürmet eden böyle bir ruh ve yapıya sahiptir.

BAYBURT; Büyük seyyah Makro Polo Bayburt’ta konaklamış, Seyahat hatıralarında balmumu ihracatında bir merkez olduğunu yazmıştır. Bayburt, İran Transit yolu üzerinde  ticaret kervanlarının konakladığı tarihi bir handır.

BAYBURT; “Oslu Hoca”, (Hacı Hasan) “Gıvır Zıvır” Mehmed Efendi, Dedepaşa, Müftü Fahreddin,  Hacı Tahir, Ahmed Efendi, Şaban Efendi gibi “Kılı Kırk Yaran” âlimlerin, Ağlarbaba gibi yirmi dört saat gözlerinden yaş eksik olmayan Allah ve Peygamber âşıklarının, dostlarının sağlam toprağı,  menakıpları bize  emanet bırakılan ecdat mirasıdır.

BAYBURT; Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi dönüşünde, 14-15 Ekim 1514 de feth edilmiş, yönetimi Erzincan idaresi ile birlikte “Bayburt Sancağı” olarak Bıyıklı Mehmed Paşa’ya bırakılmıştır. Şark-i Karahisar, Trabzon ve Canik Sancakları da bu paşanın vilayetine ilave edilmiş, Bıyıklı Mehmed Paşa Diyarbakır Bölgesine tayinden sonra, 25 Ekim 1515 tarihinde Kızıl Ahmet oğlu Mirza Bey idaresine geçmiştir. Nihayet 1551 de Erzurum Eyaletine tabi sancak olan Bayburt, 1574-1595 tarihlerine ait icmal defteri ve 1591 tarihli “Bayburt Mufassalına göre, Bayburdun Erzurum’a bağlılığı, Cumhuriyet dönemine kadar devam eder. 1927 de Gümüşhane’ye bağlanmış, 21.06.1989 yılında il olmuştur. İbret alınmayan tarihi tekerrürlerde daima kıyıma uğrayan Bayburt için yapılan bu değişimler fayda yerine zarar vermiş, Bayburt ve halkı kötü günler yaşamışlardır. Vilayet olma davasında bile uzun yıllar hor görülmüş, önüne setler çekilmiş, siyasi oyun ve tuzaklar hazırlanmış, neticede haklı davasını kazanmıştır. Kaymakam Şehit Nusret, Şeyh Eşref gibi din mazlumlarının da, siyasete kurban edildiği, ibret alınmayan siyasi tekerrürün ibret aynası olmuştur..

BAYBURT; Beyböyrek’in DENGİBOZ(BENGİBOZ) isimli atıyla kaleden Duduzar (Erenli) Tepesine (köyüne) uçtuğu, “Çarıklı Erkânıharp” halkımızın, Köroğlu Hikâyelerinin yedi / dokuz koldan anlatıldığı bir Medeniyet Merkezidir.

BAYBURT; Millî Mücadele yıllarında, Büyük Taarruzda, Afyon-Zafertepe, Kurtkaya kesiminde arkadaşlarıyla birlikte şehit düşen Ziver Oğlu Yüzbaşı Agâh  ile Kop Dağlarında şehit düşen sayısız vatan evladının aziz hatıraları önünde tâzimle eğilen, mukaddes emanetlere sahip çıkan bir neslin yetiştiği, Fatihalar okuduğu bir Vefâ Yurdudur.

BAYBURT; Âşıkların gönlünde, şairlerin  dilinde, ozanların telinde, yazarların kaleminde imanlı bir kaledir.

BAYBURT; 1352-1362 yılları arasında Gıyaseddin Mehmed adına  bastırılan paralardan anlaşıldığına göre, ilk defa gümüş madenlerinin işletildiği bir merkezdir.

BAYBURT; Hekât ve meselleri, manileri, ninnileri, ölçülü sözleri, fıkraları, efsaneleri, bilmeceleri, dua ve bedduaları, türküleri, tekerlemeleri, atasözleri, halk şairleri, oyunları ve etnoğrafik yapısı ile kültür köklerimizin dibâcesidir.

BAYBURT; Ali Cevat’ın 1313 tarihli “Memalik-i Osmaniye’nin Tarih ve Coğrafya Lügati” isimli eserinde;  Bayburt civarında 27 bin arı kovanının olduğu, yeterince bal üretildiği, sanayi hammaddesi olarak balmumunun Marsilya yoluyla Fransa’ya bile dışsatımının yapıldığı kaydedilmektedir.

BAYBURT; “Parasar’ın Bayburt Hisarı” olarak adı geçen Masat (Yıldırım) köyünde türbesi bulunan Dede Korkud adına her yıl düzenlenen “Kültür ve Sanat Şöleni”nin on ikincisi yapılmış, Türki Devletlerden temsilciler katılmıştır.

BAYBURT; Hayatımıza ölçü olan, yaşanmış fıkralar merkezidir. Her Bayburtlu mutlaka  Bayburt fıkraları bilir, günlük hayatında anlatır ve yaşar.

BAYBURT; “Kırklar, Yediler” tâbir edilen, söylenen zatların mekânıdır. Merkez ve köylerinde bu kırk gönül erinin kabirleri mevcuttur.

BAYBURT; Ata sporu  cirit ile yağlı güreş dallarında nice değerler yetiştirmiş, Türkiye genelinde çeşitli dereceler almış Kara Yusuf’un memleketidir.

BAYBURT;  “Türkiye’nin diğer yerlerinde Bayburt’tan çok Bayburtlu var.” Sözüne vesile olan bir ilimizdir. Dünyanın ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde iki buçuk milyon Bayburtlu olduğu belirtilmektedir. Çin’de topal bir Bayburtlunun caddede yürümesi, yaşanan bir fıkra haline getirilmiştir.

Türkiye’nin nüfus olarak en küçük vilayeti, temel değerleri ile “İKİNCİ MEDENİYET MERKEZİ” olma özelliği ve güzelliği, tarihin bir aynasıdır.

204. sayısına ulaşan “HABER 69” isimli dergi, yöresel dergiciliğin en güzellerinden biridir. Remzi Kırık kardeşimiz ve ekibi, yıllardan beri bu dergiyi çıkarmakta, Bayburt’un sesi, gözü, kulağı ve değerler aynası olma özelliğini taşımaktadır.

Dergi, ayni zamanda güzel bir arşiv ve vesikalar deposudur. Bayburt’la ilgili ne ararsanız, bu dergide bulmak mümkündür.

Ancak; 2003 cü sayısında, tandırdaki paçayı ve ak sütü harap eden bir karikatür ve haber yer aldı. Keşke o sayfayı  yok ederek, dergiyi piyasaya sürselerdi. Abonelere gönderselerdi. Edep ve hâyânın, mahremiyet ve ahlak ilkelerinin temeline dinamit koyan bu karikatür ve fıkra keşke dergide yayınlanmasaydı.

Nasrettin Hoca ve Temel Fıkralarının tahrip edildiği günümüz ortamında, özel bir yeri ve güzelliği bulunan Bayburt Fıkralarında yer almayan bu fıkraya yer verilmeseydi.

Nice sayılara ulaşması için başarılarının devamını diler, sevgi ve saygılar sunarım.


BURSA MEKTUBU

İLHAN YARDIMCI


EĞİTİMCİ-MUHARRİR-ŞAİR

RADYO/TELEVİZYON PROGRAMCISI



 [ geri dön ]23-01-2008 04:06:57


Yazarın Son Yazıları

  • “Evet” de “Hayır” Vardır!
  • Bayburt’a Sahip Çıkmak…
  • Hayber Gazvesi ve “İkinci Hayber”
  • Ramazan Geldi, Hoş Geldi!....
  • Temel Değerlerimizden Parsa Toplamak…
  • “Ruhban Okulu” Açılamaz!...
  • “Âyşad” da Yeni Dönem…
  • Zaman Üzerine…
  • Bayburtlulara Açık Dilekçe
  • Medeniyetler ittifakı ne ki?...


  •  

     
         

    2001 - 2010 bayburt.net