Anasayfa  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Reklam  |  İletişim  |  Künye  |  Site Haritası
 
video

İnsanların Dine Olan İhtiyacı

Prof. Dr. Abdullah KAHRAMAN
09 Eylül 2012 - 14:19
Okunma : 8373
Yorumlar : 0

İnsan hayatını bir şekilde düzenlemek, belli kalıplara göre hareket etmek zorundadır. Bu sebeple pek çok tâlip insan hayıtını yönlendirmeye heveslidir.

İnsanın kendi duyguları, aklı, nefsi, şeytanı, çevresi, filozoflar, izimler, sanatçılar...hep insan hayatına bir kalıp sunma peşinde olmuş ve olmaktadırlar. Bütün bunların yanında insanı yaratan Allah da onun hayatının belli şekilde sürmesini istemektedir. İnsan bazen Allah’ın ve diğer etkenlerin yönlendirmesi arasında bir ikilem yaşar. Ona mı uysam yoksa buna mı diye tereddüt geçirdiği olur. İlk insanda da durum böyle olmuştur. İnsan diğer canlılara göre son derece iyi donanımı olan bir varlıktır. Çünkü Allah ona diğer varlıklara vermediği akıl nimetini vermiştir. Ne kadar donanımlı olsa da, yine de doğruyu bulamayacağı için, ya da bulduğu doğrular onun mutlu ve huzurlu olmasına yetmeyeceği için Allah yarattığı insanın tereddütlerden kurtulması için ona yardım elini uzatmıştır. Rahmetinin bir eseri olarak insana yolun en doğrusunu göstermiştir. Bu yolun adı Kur’ân’da bazen din olarak, bazen de doğru yol yani sırat-ı müstakim olarak gösterilmektedir.

İnsanlar dinsiz olamayacağı ve insan ruhu, her şeyden daha güçlü ve güvenilir bir yüce varlığa ihtiyaç duyduğu için Allah dini göstermiş ve insanların buna tabi olmasını istemiştir. Yani din ve ibadet duygusu insanda yaratılıştan var olan esas bur duygudur. Rum suresinin 30. âyetinde Allah insanı fıtrat üzerine yarattığını ifade eder. Sevgili Peygamberimiz de her insanın fıtrat üzere doğduğunu söyler. Buradaki fıtrattan maksat, Allah’ın dinini kabul edebilecek saf tabiat ve kabiliyettir. Bundan dolayı din fıtrîdir, denilmiştir. İnsan fıtrattan ve yaratılıştan gelen bu ihtiyacını gerçek dinle doldurmazsa mutlaka başka şeylerle doldurur. Kimi aklına, kimi malına, kimi, şanına, kimi putuna...tapar ve onu din yerine koyar.

Dinsiz de mutlu olmayı deneyen nice insan ve sistem olmuştur. Ancak bunların hiçbirisi insanı tatmin edememiştir. Bir kısım sistemler dini dışarıda bıraktıkları için insanı, son derece bencil, sadece kendini düşünen, maddeyi her şeyin üstünde gören varlıklar haline getirirken, bazıları insanı sadece çalışıp üreten makineye çevirmiş, bir kısmı da insanın şiddet duygularını ön plana çıkararak onu adeta cinayet makinesine çevirmiştir. Çünkü insan karmaşık ve farklı duygulara sahip bir varlıktır. Onu, iki tarafı kesen bir bıçağa da benzetebiliriz. İnsandaki farklı ve birbirine zıt duyguları dengelemek gerekmektedir. Bu duyguları en iyi dengeleyen Allah’ın dinidir. Ancak mutlak anlamda din ve her türlü din anlayışı değil, iyi ve doğru anlaşılan ve dengeli yaşanılan bir dindir insanı mutlu eden.

Allah’ın insanlara gönderdiği sadece bir tane din vardır, onun adı da İslam’dır. Allah insanlara hristiyanlık ve Yahudilik diye bir din göndermemiştir. Bu isimleri insanlar sonradan vermişlerdir. Hristiyanlığın da Yahudiliğin de asıl adı islamdır. Bu iki din tahrif edildikten ve büyük ölçüde beşer müdahelesine uğradıktan sonra isimleri de değiştirilmiştir. Mesela Yahudilik adını Hz. Yakub’un dördüncü oğlu Yuda veya Yahuda’dan almaktadır. İsrailoğulları Allah’ın dinini değiştirip millileştirmiş ve ona bu adı vermişlerdir. Hristiyanlık ise adını christos kelimesinden almaktadır. Bu kelime yunanca olup Mesih demektir. İbranice olan Mesih sözü ise Hz. İsa’ya verilen addır. İşte bu dinin de aslı İslam iken sonradan peygamberine izafe edilerek hristiyanlık adı verilmiştir. Acak İslam dini için böyle şeyler söylenemez. Mesela islam dini kendi peygamberinin adı verilerek Muhammedilik diye anılmaz. Bazı batılı yazarlar kasten böyle bir isim verseler de Müslümanlar bunu kabul etmez.

Hem hristiyanlığın hem de Yahudiliğin aslının İslam olduğunu ispat için sadece bir örnek vermek istiyorum. Çünkü her iki dinde de Allah’ın gösterdiği doğrulardan kırıntılar bulmak mümkündür. Mesela Yahudilikte çok önemli kabul edilen on emir böyledir. Bakın bu on emir nedir?

1.Allah’tan başka ilah yoktur
2. Put yapmak ve puta tapmak yoktur.
3. Allah’ın ismi boş yere anılmaz.
4. cumartesi günü kutsaldır.
5. Anna-babaya hürmet edilmelidir.
6. Adam öldürmek yasaktır.
7. Zina yasaktır.
8. Hırsızlık yasaktır.
9. Komşuya karşı yalan şahitlik edilmez.
10. komşunun evine, karısına, eşeğine ve hiçbir şeyine tamah edilmez.

Görüldüğü üzere bu esaslar Kur’ân’ın mesajına da son derece uygundur. Onun için Allah’ın gönderdiği tek din İslam’dır ve Allah Kur’ân’da İslam’dan başka dini kabul etmeyeceğini buyurmuştur.

Gelecek yazımızda aşağıdaki başlığı ele almak üzere Allah’a emanet olun!
Akıl Doğruları bulmada Neden yeterli Değildir?

Not: Bu ilk yazıların biraz felsefi ve akademik olduğunun farkındayım. Ama ileride birbirimizi daha iyi anlayacak noktaya geleceğimize inanıyorum.

kahraman@cumhuriyet.edu.tr

 
  Yorumlar


Henüz kayıtlı yorum yoktur ....

icon BAYBURT REHBERİ
icon Önemli Telefonlar icon Siyaset icon Tarihçe
icon Vakıf ve Dernekler icon Coğrafi Yapı icon Ekonomi
icon Gezilecek Yerler icon Şairler icon Spor
icon Dede Korkut icon Sanatçılar icon Türküler
icon Kitaplar icon Yemekler icon Barlar
icon Yerel Kıyafetler icon Bayburt Taşı icon Oyunlar
icon Nöbetçi Eczaneler icon Sağlık icon Eğitim

 Köşe Yazıları
 
 Foto Galeri
 
 Video Galeri