Anasayfa  |  Sık Kullanılanlara Ekle  |  Reklam  |  İletişim  |  Künye  |  Site Haritası
 
video

Tarımın Kamburu; Parçalanmış Tarım Arazileri

Zr. Müh. Davut POLAT
09 Eylül 2012 - 19:06
Okunma : 1791
Yorumlar : 0

Sadece Türkiye’nin değil tüm dünyanın sorunu olan bölünmüş tarım arazileri, ekonomik tarımın önündeki en büyük engel olarak duruyor. Bugüne kadar dünyanın farklı bölgelerinde bu konuda çeşitli bilimsel çalışmalar yapılmışsa da sorunun çözümünde temenniden öteye gidilememiştir.

Bayburt’ta da şöyle bir dere tepe köyleri dolaşırsanız aynı problemi görürsünüz. Bayburt’a; ister Pazaryolu’ndan Çoruh’un akışına ters istikamette gelin, ister Kop Dağlarından Maden üzerinden gelin, isterseniz Kitre, Aydıntepe tarafından gelin hep aynı manzarayla karşılaşacaksınız. Kıraçlaşmış, uzun zamandır işlenmemiş, bayırlaşmış tek tük yabani ağaçlara çerçeveli birer fon oluşturmuş ve ara bölmeleri (tumpları) silinmek üzere olan parçalanmış araziler göreceksiniz. Bu yerleşim birimlerinde karşılaşacağınız kişilere bu arazilerin sahiplerini sorduğunuzda, değişik isimler zikrederek hep aynı hikayeyi anlatacaklardır. “O karşıdaki araziler Kahraman’ın arazileriydi. Sonra iki oğlu Ferhat’la Halil bölüştüler. O ortadaki diğerlerine göre biraz daha belirgin çizgiler bölünme yerleridir. Halil’in de Ferhat’ında dörder oğlu birer kızı vardı. 25-30 yıl önce Halil Erzurum’a, Ferhat İstanbul’a göç ettiler. Bazı sulu yerleri de Kemal’in oğlu Kadir biçiyor.” Belli ki Kahraman’da daha önce buraları birileriyle bölüşmüş.

Orada kalsalardı şimdi bu araziler on parçaya bölünecekti. Zaten bu topraklar artık onları doyurmadığından buralardan gittiler. Kalsalardı onlardan iki aileyi bu topraklar bakabilirdi. -buradan artan nüfusla birlikte dünyanın nasıl bir felakete doğru sürüklendiğini anlamak mümkün- Onların oluşturacağı katma değer göç edenlere faydalı olabilirdi. Gitgide parçalanan bu araziler ekonomik tarım yapılması engelliyor. Araziler öyle boş yatarken her gün biraz daha bitkisel üretimimiz ve hayvancılığımız geriliyor. Dışarıya bağımlı hale geliyoruz.

Her şeyden önce bu Türkiye’nin sorunudur. Bu yaraya bakanlığın biran önce neşter vurmasının zamanı geldi de geçiyor. Tarım yapılamayan bu topraklarda gittikçe bitki gen kaynakları değişmekte, yerli hayvan ırkları kaybolmakta, tarımla uğraşan az sayıdaki insanda ekonomik üretim yapamamaktadır, özellikle yem bitkilerinin yetiştirilmesi için ideal olan bu araziler atıl olarak durmakta, göç gün geçtikçe artmakta ve ülke toprakları yarını belli olmayan bir yöne doğru sürüklenmektedir.

Bayburt’un 200 köyünde (ilçelerde dahil) yaklaşık 1.000.000 dönüm arazinin yarısı bu durumdadır. 500.000 dönüm arazide (meralar hariç) yetişebilecek yem bitkisi miktarı en az 500.000 tondur. Bunun besleyebileceği hayvan adedi 250.000 büyük baştır. Parasal karşılığı 250.000.000 $ (dolar)dır. Bunlar en düşük rakamlardır. Bu arazilerin mekanize bir yöntemle gorunga,fiğ,yonca, üçgül gibi yüksek verimli toprağı zenginleştiren yem bitkileriyle değerlendirildiğini düşünün. Bunun ikiye üçe hatta beşe katlanması mümkündür. Bunun anlamı şudur; ilimizde GSMH nın kişi başına en az 2.000 $ artması demektir. Ve bunun faaliyete geçireceği sektörler ve onların katma değerleri de düşünülürse parçalanmış tarım arazilerinin facia denilebilecek boyutları ortaya çıkar.

Çözüm; bu arazilerin mutlaka birleştirilmesidir. Bu işlem ya satın alma yöntemi ile yada kiralama yöntemi ile yapılabilir. Belli süre işlenmeyen arazilerin üzerinde devletin tasarrufu da düşünülmelidir.

 
  Yorumlar


Henüz kayıtlı yorum yoktur ....

icon BAYBURT REHBERİ
icon Önemli Telefonlar icon Siyaset icon Tarihçe
icon Vakıf ve Dernekler icon Coğrafi Yapı icon Ekonomi
icon Gezilecek Yerler icon Şairler icon Spor
icon Dede Korkut icon Sanatçılar icon Türküler
icon Kitaplar icon Yemekler icon Barlar
icon Yerel Kıyafetler icon Bayburt Taşı icon Oyunlar
icon Nöbetçi Eczaneler icon Sağlık icon Eğitim

 Köşe Yazıları
 
 Foto Galeri
 
 Video Galeri